13 Kasım 2013 Çarşamba

ERBU KARADUMAN BEDEN ATÖLYESİNDE CİMNASTİK AĞIRLIKLI OYUN GRUBU

Geçen hafta Çarşamba gününden itibaren Ebru Karaduman Beden Atölyesinde oyun grubuna başladık. Bugün 3. dersimize gittik ve orada olmaktan gayet mutluyuz. Derin'in üzerindeki etkilerini çok merak ediyorum bir ay geçtikten sonra gözlem yapıp onunla da ilgili bir yazı yazacağım. Şimdi merak edenler için orada neler oluyor onları görelim ;

 


 
 Hem eğlenceli hem de kaslarımızı güçlendiren, dengemizi sağlamayı öğreten hareketler yapıyoruz
 
 
 Sadece jimnastik hareketleri yapmıyoruz biraz da eğleniyoruz :)
 
 
 Mandalları ipe geçirip ince motor becerilerimizin gelişmesini sağlıyoruz
 



 
 
Peki bu sırada annelerimiz ne yapıyor ?
 


Beden atölyesinin bu şirin kafesinde çay içiyor :)
 
 

 
 
Bu da Ebru Karaduman'ın ağızından bizlere aktarmak istedikleri;
 
 
Bebeğiniz evde oturmasın...
Bebeğinize evde bir noktaya yetebilir, gelişimine sınırlı sürelerde katkıda bulunabilirsiniz. Onun yürümeye başladığı anda, sosyalleşmeye, bedenini kuvvetlendirmeye de ihtiyacı var. Oysa pek çok anne bunu görmezden geliyor. Üç yaşına kadar evde bakmak, ihtiyacı olanın sadece yemek yedirmek ve sevgi vermek olduğunu sanıyor. Aslında en çok bu noktada yanılıyor. Haftada üç gün sadece 50’şer dakika onu yine sevgi ve ilgiyle karşılaşacağı bir ortamda bulundurmak gelişimine sandığınızdan daha çok katkıda bulunuyor. Onu üç yaşına gelene kadar yaşıtlarından neredeyse bir adım yukarı taşıyor.

Beden Atölyesi'nde spor odaklı oyun gruplarımız 50 dakika sürüyor. Spor aktivitemiz 18 ay ile 3 yaş arası çocuklarımıza hitap ediyor. Derslerimizin verimli geçmesi için çocuk sayımız maksimum 6 çocukla sınırlı olması. Oyun gruplarımız da kullandığımız tüm materyaller ve oyun ekipmanlarımızla çocuklarımızı serbest bırakarak dersimize başlıyoruz. Çocuklar özgün bir şekilde oyunlarını oynarken sırayla asılma, tırmanma, sallanma, zıplama, takla,
ters takla, denge yürüyüşleri , koordinasyon parkurları gibi çeşitli hareket ve antrenman sistemlerini oyunla karışık olarak aktarıyoruz.

Burada amaç; çocuklarımızın dağınık antrenman şeklinden yavaş yavaş sıyrılıp komut almaya başladığı antrenman düzenine girmesini sağlamaya çalışmak. En değerli öğrenme zamanı beyin gelişiminin inanılmaz bir hız ve yoğunlukla gerçekleştiği 0-3 yaş dönemini verimli bir şekilde geçirmek adına sosyal ve fiziksel aktiviteler önemli. Artık hepimiz beyin gelişiminin en önemli aşamalarının erken çocukluk döneminde gerçekleştiğini biliyoruz. Çocuklarımız bu eğitimde bilişsel olarak gelişirken, sağlıklı bir gelişim için ilk fiziksel aktivitelerine erken yaşta adım atmış oluyorlar.

Oyun fiziksel gelişim demek;
Solunum sistemi
Büyük ve küçük kas grupları
Dolaşım sistemi
Kemikler, eklem yapıları ve tendonlar
Bağışıklık
Algılama, yorumlama, karar verme ve dikkat
Sinir sistemi

Organizmadaki bu sistemlerin gelişmesi kendini şu şekilde gösterir:
Kuvvet gelişimi
Çabukluk gelişimi
Dayanıklılık gelişimi
Hareketlilik
Esneklik gelişimi
Koordinasyon ve beceri gelişimi
 
 
 

 

12 Kasım 2013 Salı

UYKU EĞİTİMİ ŞART MI?

Derin her zaman uyku problemi olan bir çocuktu. Belki biraz benden, biraz da karakterinden kaynaklanıyordu bu durum. 6 aylıkken artık canıma tak etmiş ve bir kaç arkadaşımın tavsiyesi ile uyku eğitimi vermek üzere psikoloğa gittim. Sevgili Aysun Bal Ömeroğlu ile görüştük ve ciddi kararlar alıp uygulamaya başladık. Derin'in artık kendi odasında,yatağında ve kendi kendine uyumasını öğretecektik. Derin'in ağlamaya ne kadar dirençli bir çocuk olduğunu o zamandan anlamıştım. Haftalarca, saatlerce ağladı yanımızda... O ağladıkça benim içim kanıyordu fakat  bunu yapmam gerektiğini ileride ona çok faydası olacağını düşündüğüm için hep kendimi tuttum. Sonunda Derin kendi başına uyumayı öğrendi. Tam 8 aylıktı yatağına bırakıp çıkardık ve kesintisiz gece uykusu uyurdu. Taaaaaa kiiii 16. aya kadar :) Evet 8 ay boyunca böbürlenerek 'benim çocuğum kendi başına kesintisiz uyuyabiliyor' diye dolaştım. Amma havam kısa sürdü :) Gerçi Aysun Hanım bana demişti çocuklarda uyku hep başa döner sabırla beklemek ve uğraşmak gerek... Derin'in erken iki yaş sendromu, dişi hastalığı derken bir baktık çocuk yeni doğana dönmüş. Hatta üzerine birde gece terörü eklenmiş kabusumuz olmuştu. Şu anda 25 aylık ve kendi kendine uyuyamıyor yanına uzanıyoruz ninni açıyoruz o şekilde uykuya dalıyor. Ve hala bazen geceleri defalarca kalkıyor. Çok şanslı değilseniz sevgili anneler çocuğunuzun uzun seneler kalkacağı fikrine alışın :) Bu yazıyı aslında şunun için yazmak istedim. Kendinizi lütfen benim gibi uyku konusunda takıntılı hale getirmeyin. Emin olun eğitim vermeyen annelerin çocuklarının çoğu büyüyünce güzel güzel uyuyor. Diyeceğim o ki uyuyacak çocuk her şekilde bir gün kendi kendine güzelce uyuyacaktır. Derin gibi uykuyu sevmeyen çocuğunuz var ise piyango size de vurmuş demektir. Only just relax :)

28 Ekim 2013 Pazartesi

Derin 15 Günlükken Yaşadığımız Yersiz Telaş

Derin 22 Eylül doğumlu, dolayısı ile havalar ilk doğduğu zaman fena değildi evde doğalgazı açmaya gerek duymuyorduk. Fakat doğumun üzerinden 15 gün geçtikten sonra havalar soğumaya başladı biz de doğalgazı açmaya başladık. Derin geceleri deli gibi öksürmeye başladı. Acıbadem de ki hemşire hapşırmasının çok normal olduğunu fakat öksürürse mutlaka hastaneye getirmemiz gerektiğini söylemişti. Benim eşimi tanıyanlar bilir biraz fazla titizdir bu konuda :) Gece yarısı 3'te çocuğu kaptığımız gibi acile götürdük. Acilde genelde hastane doktorları olmadığı için tecrübesiz bir nöbetçi doktor bizi muayene etti, sabaha kadar acilde yatmamız gerektiğini ve kızımın nebülizatörle buhar alması gerektiğini söyledi. Biz tabi ki daha da çok telaş yapmıştık. Bir an evvel sabah olsun diye dua etmeye başladık. Derin'e buhar verdikten sonra üçümüzde acilde ki yatağa kıvrılıp  uyumaya başladık. Sabah gözümüzü açtığımızda doktorumuz gelmiş bize gülüyordu. Öyle komik uyumuşuz ki siz hayal edin :) Doktorumuz Derin'i muayene ettikten sonra doğalgazı açıp açmadığımızı sordu. Bizde açtığımızı söyledik. Doktorumuz yersiz telaş yaptığımızı bebeklerin kalorifer yandığı için kuruyan hava sebebi ile öksürdüğünü, odasına buhar yapmamız gerektiğini söyledi. Sevgili anne adayları ve yenidoğan anneleri bu sizin de başınıza gelebilir bizim gibi telaş yapmayın buhar yapmayı deneyin :)

Sevgiler

3 Ekim 2013 Perşembe

Trakya Düğünü Dediğin :)

Aslında ne zamandır size memleketimden inciler aktarmak istiyordum. Trakya düğünleri, şivesi, içki masası ve komik insanları ile meşhurdur.

Trakya düğününde olmazsa olmazlar

Gelin alma ardından konvoy ve bölge trafik binasının önünde göbek atma faslı. Diyeceksiniz ki bölge trafik ne???  O kadar zor ve komik ki anlatması:) Bizim oranın insanları düğün deyince sabahtan oynamaya programlanır bütün bedenleri göbek atma arzusu ile yanıp tutuşur. Gelin evden çıktıktan sonra konvoyun orta kısmına denk gelen Keşan Bölge Trafik Amirliğinin önünde insanlarım arabalardan atlayıp dayanamayıp çalgıcılar eşliğinde göbek atmaya başlar. Bir 15-20 dk göbek attıktan sonra düğün salonunun yolu tutulur. Bu artık bir gelenek olmuştur.

Düğün yerine geldikten sonra herkeste bir yer tutma çabası başlar her düğünde olduğu gibi. Fakat bizimkilerin farkı 10 masayı birden ayırmalarıdır. Aileden her birey 10 kişilik masalara oturarak burası dolu ingemler gelcek, alamlar gelcek şeklinde cevaplar verirler.

Düğünde gelin damat asla heyecanla beklenmez, onlar takıları toplama sevdasına ailelerin yanında dikilip misafirleri karşılar,aynı zamanda da takıları toplarlar. O esnada gelinin yanında bir düğün ingesi (yenge) vardır. Kendisinin gözleri sırataşı şeklinde olup ailenin en tepegöz insanıdır. Kim ne takmış kaç ayar takmış hafızaya yazıp ertesi günü aileye özet geçer. Aynı zamanda kameraman özellikle takı töreni sırasında sandalyeye çıkıp jimmy jip kamera edası ile asla gelin damadı değil takılan takıları çekmeye tembihlenmiştir.

Neyse ki en azı 500, genel ortalaması 1000 kişilik olan Trakya düğününün misafir karşılama kısmı bittikten sonra gelin damat pistte ilk danslarını yapmak üzere beklenir. Fakat ne hikmettir bilinmez bizim orada orkestra hep ayrılık şarkıları çalar dans müziği olarak. Ve asla ama asla ilk dansta bile gelin damat rahat bırakılmaz. 10. sn de piste çiftler doluşmaya başlar. O esnada aralarında böyle diyaloglar geçer;

- Aşkım adi bi kere görünelim dansta sonra doğruuu eve onlar bizim düğünde öyle yapmıştı.

 Ya da

- Aaa Amet ep ayaaama basarsın, yeter oturalım artık parçaladın ayakkabılarımı

vsvsvsvs....

Dans pistinde ki insanlar bir örnektir.  Erkekler piti kareli gömlek ve çağla yeşili pantolon, kadınlar ise aynı elbisenin farklı renklerini,  kız çocukları  ise üzerlerine 5 beden büyük gelen naylon gelinlik giymişlerdir. Bu dans pistindeki çocuklar yam yam gibi gelinle damadın ilk dansından son dansına kadar etraflarında döner döner dönerler....

İlk dansın ardından ayin şeklinde göbek atmalar başlar. İlk şarkı istisnasız aman yollardır. Bu şarkıda bir çember oluşturulur ve üç ileri iki geri adım atılarak şarkı bitene kadar dönülür. Bu şarkı düğün bitene kadar yaklaşık 15 kez çalar.
Sonrasında çiftetelli başlar, bu şarkıda ise iki kişi karşılıklı iki ileri iki geri birbirlerine doğru giderek göbek atarlar. Şişman teyzeler ağır hareket ederken, genç kızlar omurilikleri yokmuşçasına kıvırtırlar.
Bu esnada erkekler genelde mazot doldurma anında olurlar yani rakı sanki tükenecekmiş gibi buzu bile beklemeden sıcak sıcak içerler.

Köy düğünlerinde ise bunlar dağıtılır ve herkes kapış kapış alır. Hatta o kadar abartırlar ki ertesi hafta içi tüm çocuklarının beslenme çantalarından bu meyve suyu ve çokoprens çıkar. Meyve suları dağıtıldıktan 10 dk sonra düğün yerinde silah sesini andıran pat pat sesler yükselir. Bu sesler içildikten sonra çocuklar tarafından patlatılan meyve suyu ambalajının sesleridir :)




Orkestra ulvi görevini tamamladıktan  yani erkekler kafayı bulduktan sonra oldukça esmer olan vatandaşlarımız enstrümanları ile sahnede yerlerini alır. Artık kadınların sahneden çekilme zamanı gelmiştir. Erkekler mekik ve şınav çekme hareketlerini andıran şekilde oynamaya başlarlar. Bu esnada kadınların suratları beş karıştır, pistteki sarhoş kocalarına öyle anlamlı bakışlar atarlar ki, aynen şunu anlatmak isterler ' aa asan aaa, ben sana evde sormaz mıyım, bu saat oldu kızan sandalyede uyuyo sen hala göbek atma, zıkkımlanma peşindesin, çiyneycem seni evde ' :)

Neyse ki saat 04.00'ı gösterdiğinde biten rakı stoku sebebi ile herkes eve dağılmak zorunda kalır ve ardınıza baktığınızda düğün yeri savaş alanını andırmaktadır.

Gelmek isteyen herkesi memleketimin köy düğünlerine beklerim ...