Aslında ne zamandır size memleketimden inciler aktarmak istiyordum. Trakya düğünleri, şivesi, içki masası ve komik insanları ile meşhurdur.
Trakya düğününde olmazsa olmazlar
Gelin alma ardından konvoy ve bölge trafik binasının önünde göbek atma faslı. Diyeceksiniz ki bölge trafik ne??? O kadar zor ve komik ki anlatması:) Bizim oranın insanları düğün deyince sabahtan oynamaya programlanır bütün bedenleri göbek atma arzusu ile yanıp tutuşur. Gelin evden çıktıktan sonra konvoyun orta kısmına denk gelen Keşan Bölge Trafik Amirliğinin önünde insanlarım arabalardan atlayıp dayanamayıp çalgıcılar eşliğinde göbek atmaya başlar. Bir 15-20 dk göbek attıktan sonra düğün salonunun yolu tutulur. Bu artık bir gelenek olmuştur.
Düğün yerine geldikten sonra herkeste bir yer tutma çabası başlar her düğünde olduğu gibi. Fakat bizimkilerin farkı 10 masayı birden ayırmalarıdır. Aileden her birey 10 kişilik masalara oturarak burası dolu ingemler gelcek, alamlar gelcek şeklinde cevaplar verirler.
Düğünde gelin damat asla heyecanla beklenmez, onlar takıları toplama sevdasına ailelerin yanında dikilip misafirleri karşılar,aynı zamanda da takıları toplarlar. O esnada gelinin yanında bir düğün ingesi (yenge) vardır. Kendisinin gözleri sırataşı şeklinde olup ailenin en tepegöz insanıdır. Kim ne takmış kaç ayar takmış hafızaya yazıp ertesi günü aileye özet geçer. Aynı zamanda kameraman özellikle takı töreni sırasında sandalyeye çıkıp jimmy jip kamera edası ile asla gelin damadı değil takılan takıları çekmeye tembihlenmiştir.
Neyse ki en azı 500, genel ortalaması 1000 kişilik olan Trakya düğününün misafir karşılama kısmı bittikten sonra gelin damat pistte ilk danslarını yapmak üzere beklenir. Fakat ne hikmettir bilinmez bizim orada orkestra hep ayrılık şarkıları çalar dans müziği olarak. Ve asla ama asla ilk dansta bile gelin damat rahat bırakılmaz. 10. sn de piste çiftler doluşmaya başlar. O esnada aralarında böyle diyaloglar geçer;
- Aşkım adi bi kere görünelim dansta sonra doğruuu eve onlar bizim düğünde öyle yapmıştı.
Ya da
- Aaa Amet ep ayaaama basarsın, yeter oturalım artık parçaladın ayakkabılarımı
vsvsvsvs....
Dans pistinde ki insanlar bir örnektir. Erkekler piti kareli gömlek ve çağla yeşili pantolon, kadınlar ise aynı elbisenin farklı renklerini, kız çocukları ise üzerlerine 5 beden büyük gelen naylon gelinlik giymişlerdir. Bu dans pistindeki çocuklar yam yam gibi gelinle damadın ilk dansından son dansına kadar etraflarında döner döner dönerler....
İlk dansın ardından ayin şeklinde göbek atmalar başlar. İlk şarkı istisnasız aman yollardır. Bu şarkıda bir çember oluşturulur ve üç ileri iki geri adım atılarak şarkı bitene kadar dönülür. Bu şarkı düğün bitene kadar yaklaşık 15 kez çalar.
Sonrasında çiftetelli başlar, bu şarkıda ise iki kişi karşılıklı iki ileri iki geri birbirlerine doğru giderek göbek atarlar. Şişman teyzeler ağır hareket ederken, genç kızlar omurilikleri yokmuşçasına kıvırtırlar.
Bu esnada erkekler genelde mazot doldurma anında olurlar yani rakı sanki tükenecekmiş gibi buzu bile beklemeden sıcak sıcak içerler.
Köy düğünlerinde ise bunlar dağıtılır ve herkes kapış kapış alır. Hatta o kadar abartırlar ki ertesi hafta içi tüm çocuklarının beslenme çantalarından bu meyve suyu ve çokoprens çıkar. Meyve suları dağıtıldıktan 10 dk sonra düğün yerinde silah sesini andıran pat pat sesler yükselir. Bu sesler içildikten sonra çocuklar tarafından patlatılan meyve suyu ambalajının sesleridir :)
Orkestra ulvi görevini tamamladıktan yani erkekler kafayı bulduktan sonra oldukça esmer olan vatandaşlarımız enstrümanları ile sahnede yerlerini alır. Artık kadınların sahneden çekilme zamanı gelmiştir. Erkekler mekik ve şınav çekme hareketlerini andıran şekilde oynamaya başlarlar. Bu esnada kadınların suratları beş karıştır, pistteki sarhoş kocalarına öyle anlamlı bakışlar atarlar ki, aynen şunu anlatmak isterler ' aa asan aaa, ben sana evde sormaz mıyım, bu saat oldu kızan sandalyede uyuyo sen hala göbek atma, zıkkımlanma peşindesin, çiyneycem seni evde ' :)
Neyse ki saat 04.00'ı gösterdiğinde biten rakı stoku sebebi ile herkes eve dağılmak zorunda kalır ve ardınıza baktığınızda düğün yeri savaş alanını andırmaktadır.
Gelmek isteyen herkesi memleketimin köy düğünlerine beklerim ...
3 Ekim 2013 Perşembe
29 Eylül 2013 Pazar
Çocuk Kurabiyesi
Derin'in doğum günü için şeker hamuru kurabiyesi yaparken Derin'in ben pişirdikçe tepsiye gömülüp yediğini fark ettim. O kadar pimpirikli bir anne değilim fakat o kadar şekerli kurabiyeden 6-7 tane yiyince artık buna bir dur demeli dedim ve şeker hamuru tarifini evirip çevirdim şekersiz tam buğday unlu bir kurabiye yapmayı denedim. Tamamen bir lotoydu benim için. Doğruyu söylemek gerekirse umutsuzdum fakat harika bir lezzet çıktı ortaya buyurun tarifi ;
* 250 gr oda sıcaklığında erimiş tereyağı
* 1 yumurta
* 1 paket vanilya
*3 avuç kuru üzüm
* 4 yemek kaşığı çiçek balı
* 1 çay bardağı mısır nişastası
* Alabildiğine tam buğday unu ( genelde 3-3.5 su kadar alıyor)
Yapılışı;
Hepsini bir kaba koyup yoğuruyoruz. Tercihen 3-4 saat buzdolabında beklettikten sonra hamuru açıp çocuklarımızın sevdiği kalıplarla kurabiyeleri kesiyoruz. Önceden 190 derece ısıtılmış fırında 10 dk pişiriyoruz.
Lezzeti gerçekten harika açıkçası çocuklar için deneme yaptım fakat artık misafirlerime bile yapabileceğim kadar lezzetli ve uzun ömürlü bir kurabiye oldu.
* 250 gr oda sıcaklığında erimiş tereyağı
* 1 yumurta
* 1 paket vanilya
*3 avuç kuru üzüm
* 4 yemek kaşığı çiçek balı
* 1 çay bardağı mısır nişastası
* Alabildiğine tam buğday unu ( genelde 3-3.5 su kadar alıyor)
Yapılışı;
Hepsini bir kaba koyup yoğuruyoruz. Tercihen 3-4 saat buzdolabında beklettikten sonra hamuru açıp çocuklarımızın sevdiği kalıplarla kurabiyeleri kesiyoruz. Önceden 190 derece ısıtılmış fırında 10 dk pişiriyoruz.
Lezzeti gerçekten harika açıkçası çocuklar için deneme yaptım fakat artık misafirlerime bile yapabileceğim kadar lezzetli ve uzun ömürlü bir kurabiye oldu.
28 Eylül 2013 Cumartesi
Derinim İki Yaşında
Geçen pazar 22.09.2013'te canım kızım 2 yaşında oldu. Doğum gününü karavanımızın olduğu Kilyos Uzunya Restoran ta yaptık. Nasıl geçti bu kadar zaman hiç anlamadım. Uykusuz, sinirli, sendromlu ama bir o kadar sevgi dolu... Kızım büyüdü artık beni öperek uyandırıyor. Anne sini şoook siviyom diyor :) Yaşadığım her kötü an bu sevgi sözcükleriyle silinip gidiyor. Güzel gözleri gülünce kuzumun bende dünyanın en mutlu insanı oluyorum.
Bana bu hayatı yaşattığın için sana çok teşekkür ederim şişman farem, sarı patatesim benim... Seni çok seviyorum. Belki 15 yaşına geldiğinde bloğumu okuyup seni neşelendiririm, eski günleri, hatırlamadığın anları hatırlamanı sağlarım...
İşte doğum günü fotoğraflarımız;
Bana bu hayatı yaşattığın için sana çok teşekkür ederim şişman farem, sarı patatesim benim... Seni çok seviyorum. Belki 15 yaşına geldiğinde bloğumu okuyup seni neşelendiririm, eski günleri, hatırlamadığın anları hatırlamanı sağlarım...
İşte doğum günü fotoğraflarımız;
16 Eylül 2013 Pazartesi
Tutumlu Anne ile KAÇUV' a Bağış
Geçtiğimiz hafta blogger anne babalar toplantısında Sevgili Özden Pusat yeni girişimi Tutumlu Anne hakkında bizlere bilgi verdi. İyi ki kendisini tanıma fırsatı bulmuşuz. Çünkü ülkemizde eksikliği olan ikinci el anne çocuk ürünlerinin satılabileceği bir site kurmuş. Bu site (www.tutumluanne.com) aynı zamanda alıcı ve satıcıların güvende olduğu ilk ve tek web sitesiymiş.
Bu sitede en çok hoşuma giden şey gerçekleşen her satışın %1'i Kanserli Çocuklar Umut Vakfına bağışlanıyor. Ürün satan anneler, eğer isterlerse, ilgili üründen kendilerine gelecek olan gelirin tamamını Kanserli Çocuklar Umut Vakfına (KAÇUV) bağışlayabiliyor.
İnanın KAÇUV denen vakıftan, utanarak söylüyorum ki daha önce haberim yoktu. Bazen kendi derdimize düşüp çevremizde olan biten bir çok şeyden haberimiz olmadığını fark ettim. O gün bugündür düşündüğüm tek şey KAÇUV 'a nasıl destek olabilirim? Belki sizlerde benim gibi bu vakıftan bir haber olabilirsiniz onun için sitelerinde neler yaptıklarıyla ilgili bulunan metini buraya aktarmak istedim ;
Kanserli Çocuklara Umut Vakfı'nın başlıca amaçları arasında kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan uygun tedavi ortamının yaratılması ve sürdürebilirliğinin sağlanması.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Kliniği Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı'nın KAÇUV tarafından düzenlenmiş olan 18 yataklı servisinde, çocuk yaştaki kanserli hastaların tedavisi gerçekleşiyor.
Hastaların tıbbi gereksinimlerinin yanında fiziksel koşulları ve sosyal ihtiyaçlarını da düşünüyoruz. Uzman psikologlarımız ile hastaların ve hasta ailesinin psikolojik durumlarıyla ilgileniyoruz, gönüllü olarak çalışan psikoloji veya psikolojik danışmanlık öğrencileri de çocuklarla dayanışma içindeler.
KAÇUV, çocuklarla birlikte sürdürdüğü kültür, bilim ve sanat atölyesi çalışmalarını Şişli Etfal Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji servisi, Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji servisi,'' Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çocuklar ile büyümeye ve üretmeye devam edecektir.
Kanserli Çocuklara Umut Vakfı, 2012 Mart ayında düzenlendiği kampanyalarla ve İstanbul Valiliğinin destekleri ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin karşısında Hobyar Mektebi Sokak'ta Aile Evi'nin inşaatını tamamladı . Aile Evi ile kanser hastası çocuğun, hastanedeki tedavisi süresince ebeveynlerin hastane bahçesi, bekleme bankosu veya kalorifer peteği yanında geceyi geçirmelerine son verildi, daha uygun koşullarda konaklamaları sağlandı.
Aile Evi'nin sürdürülebilirliği ve Pediatrik onkoloji ve hematoloji servislerinde gönüllülerle birlikte hasta çocuklara ve annelere yönelik aktiviteler, psikolojik destek, ayrıca çeşitli mecralarda çocukluk çağı kanserlerine yönelik kamuoyunu bilinçlendirme çalışmalarımız devam etmektedir.
Bende KAÇUV'u yakından tanıdıktan sonra Tutumlu Anne' nin web sitesinde kızımın kullanmadığı ürünleri satıp tamamını KAÇUV' a bağışlama kararı aldım. Hayat çok kısa ve acımasız maalesef. Çocuklarımız kanser tedavisi görürken otogarda ya da hastane kantininde yatmak zorunda kalan bizler de olabilirdik. Ama şanslıyız ki şu an için böyle bir hastalığa ve böyle kötü imkanlara sahip değiliz. Şansımız için şükredip hasta çocuklarımız için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Umarım bir kaç kişinin de olsa farkındalığını sağlamış olurum.
Bu sitede en çok hoşuma giden şey gerçekleşen her satışın %1'i Kanserli Çocuklar Umut Vakfına bağışlanıyor. Ürün satan anneler, eğer isterlerse, ilgili üründen kendilerine gelecek olan gelirin tamamını Kanserli Çocuklar Umut Vakfına (KAÇUV) bağışlayabiliyor.
İnanın KAÇUV denen vakıftan, utanarak söylüyorum ki daha önce haberim yoktu. Bazen kendi derdimize düşüp çevremizde olan biten bir çok şeyden haberimiz olmadığını fark ettim. O gün bugündür düşündüğüm tek şey KAÇUV 'a nasıl destek olabilirim? Belki sizlerde benim gibi bu vakıftan bir haber olabilirsiniz onun için sitelerinde neler yaptıklarıyla ilgili bulunan metini buraya aktarmak istedim ;
Kanserli Çocuklara Umut Vakfı'nın başlıca amaçları arasında kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan uygun tedavi ortamının yaratılması ve sürdürebilirliğinin sağlanması.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Kliniği Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı'nın KAÇUV tarafından düzenlenmiş olan 18 yataklı servisinde, çocuk yaştaki kanserli hastaların tedavisi gerçekleşiyor.
Hastaların tıbbi gereksinimlerinin yanında fiziksel koşulları ve sosyal ihtiyaçlarını da düşünüyoruz. Uzman psikologlarımız ile hastaların ve hasta ailesinin psikolojik durumlarıyla ilgileniyoruz, gönüllü olarak çalışan psikoloji veya psikolojik danışmanlık öğrencileri de çocuklarla dayanışma içindeler.
KAÇUV, çocuklarla birlikte sürdürdüğü kültür, bilim ve sanat atölyesi çalışmalarını Şişli Etfal Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji servisi, Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji servisi,'' Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çocuklar ile büyümeye ve üretmeye devam edecektir.
Kanserli Çocuklara Umut Vakfı, 2012 Mart ayında düzenlendiği kampanyalarla ve İstanbul Valiliğinin destekleri ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin karşısında Hobyar Mektebi Sokak'ta Aile Evi'nin inşaatını tamamladı . Aile Evi ile kanser hastası çocuğun, hastanedeki tedavisi süresince ebeveynlerin hastane bahçesi, bekleme bankosu veya kalorifer peteği yanında geceyi geçirmelerine son verildi, daha uygun koşullarda konaklamaları sağlandı.
Aile Evi'nin sürdürülebilirliği ve Pediatrik onkoloji ve hematoloji servislerinde gönüllülerle birlikte hasta çocuklara ve annelere yönelik aktiviteler, psikolojik destek, ayrıca çeşitli mecralarda çocukluk çağı kanserlerine yönelik kamuoyunu bilinçlendirme çalışmalarımız devam etmektedir.
Bende KAÇUV'u yakından tanıdıktan sonra Tutumlu Anne' nin web sitesinde kızımın kullanmadığı ürünleri satıp tamamını KAÇUV' a bağışlama kararı aldım. Hayat çok kısa ve acımasız maalesef. Çocuklarımız kanser tedavisi görürken otogarda ya da hastane kantininde yatmak zorunda kalan bizler de olabilirdik. Ama şanslıyız ki şu an için böyle bir hastalığa ve böyle kötü imkanlara sahip değiliz. Şansımız için şükredip hasta çocuklarımız için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Umarım bir kaç kişinin de olsa farkındalığını sağlamış olurum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





