20 Ağustos 2013 Salı

Anne Bana Çocukluğunu Anlat -Nil Soruyor Yeşim Cevaplıyor-

İleride kuzularımızın öğrenmekten keyif alacağını umduğum bazı soruların cevaplarını içeren bir anket hazırladım. Soruları çocuklarımız soruyor, annelerimiz cevap veriyor. Bu yazı dizisi tamamen hatıra amaçlıdır. Umuyorum ileride çocuklarımız açıp okuyacak, belki duygulanacak, belki keyifleneceklerdir.

İlk soruları dünya tatlısı Yeşim'in  kızı Nil soruyor ve annesi cevaplıyor...



*İlk bayram hatıranı anlatır mısın ?

Biz bayramları hala geleneksel olarak yaşayan bir aileyiz. Bunu da devam ettirmek için
her bayram aile ziyareti yapmayı ihmal etmiyoruz. Arada kaçırdıklarımız olmuş olsa da
çoğunlukla bu geleneği sürdürüyoruz. Sanırım bunun nedeni de çocukluk hatıraları. En net
hatırladığım şey her bayram alınan yeni kıyafetler ve onları giymek için heyecanlanmaktı. A
tabii bir de ikram edilen şeker, çikolata ve nasıl harcayacağımı hayal ettiğim harçlıklarım:)
Şimdi aynı geleneği senin için sürdürmek istiyorum.

*Küçükken en sevdiğin oyun neydi ?

Sokakta oynadığımız oyunlardan 7 kule, yakan top, istop ve saklambaç. Evde dersen benim
kadar Barbie bebeklerle oynamış kız çocuğu var mıdır bilmiyorum:)

*Öğretmeninden hiç dayak yedin mi ? Ayrıntılarını hatırlıyorsan anlatır mısın ?

Çok şükür yemedim. Yesem de çocukluğumdan beri hakkını ortada bırakmayan bir tip
olduğum için hesabını sorardım herhalde.

*Dayım doğduğunda neler hissettin ?

Maalesef senin sadece bir tanecik dayın var. Baban tek çocuk olduğu için halan ya da
amcan yok. Hüseyin doğduğunda 5 yaşındaydım. Tam hissettiklerimi hatırlamasam da çok
kıskandığımı biliyorum. Ben ilk doğduğu zaman onlarla vakit geçirmemek için, annem de
sanıyorum (şimdi çok daha iyi anlıyorum) onu daha fazla yormayım diye küçük teyzeme
giderdim. O zaman hem bekardı hem de ben onun en gözde yeğeni olduğum için biz
çoğunlukla beraber zaman geçirirdik. Hüseyin büyüdükçe onunla olmaktan zevk almaya,
oynamaya başladıktan sonra ise birlikte çok eğlendiğimizi hatırlıyorum. Yine de ilk 1 sene
kayıptı. 


Hangi ilkokula gittin ve öğretmeninin adı neydi ? Bana onu biraz anlatır mısın ?

Ben Ereğli’de büyüdüm. Eve yürüyerek 15 dakika mesafede bir okulda okudum. O zamanlar
şimdiki gibi güvenlik problemi olmadığı için servis diye bir şeyi bilmezdik. 7 yaşından
itibaren çoğunlukla arkadaşlarımla yürüyerek gittik geldik. Öğretmen konusuna değinirsek
ben ilk okulda biraz şanssızdım çünkü 3 öğretmen değiştirdim ama ilk okul öğretmenin
kimdi dersen ilk 2 sınıfı okutan Seyfettin öğretmenimin yeri her zaman ayrıdır. En son da
düğünümde görmüştüm kendisini. Beni düğünüme gelerek çok mutlu etmişti.

*İlkokul aşkın oldu mu ? Hatırlıyor musun ?

Haha :) Yok ilk babana aşık oldum dersem inanır mısın? Hoşlandıklarım oldu ama
ona da ilk okul aşkı denir mi bilmem. Olsa ne olurdu o da ayrı. Kantinde çikolata, gofret
yiyen aşıklar:) Öyle içimde hoş çocuk deyip arkadaşlarıma anlatmışımdır maksimum.

*Bana ilk oturduğun evi ve mahalleyi anlatır mısın ?

İlk oturduğum ev hala oturduğumuz ev. Bu yüzden pek çok anım var. Mahalle ise daha
çok apartmanımızdaki arkadaşlarımla geçirdiğimiz zamanları hatırlatıyor bana. Çok büyük
çılgınlıklar yaptığımız doğru ama en büyük çılgınlık apartmanda sevmediğimiz bir çocuğun
okuldan dönüş saatini bekleyip yukarıdan üstüne döktüğümüz karışımdı. Karışımda ne
mi vardı? Her şey :) yumurta, süt, zeytinyağı, kola... Ne kadar sinirlendiysek artık! Bu
yaptığımızdan hala utanırım. Zaten bu yüzden ailelerimizden büyük azar işitmiştik.



*Çocukken yaşadığın en büyük kırgınlığı ve mutluluğu anlatır mısın ?

Kırgınlık: İnanılır mı bilmem ama benim geçmişte üzüldüğüm konuları çok çabuk unuttuğum
ve hafızamdan sildiğim gibi bir gerçeğim var. Tabii ki de bilinç altımda hepsi saklıdır ama
düşündüm düşündüm aklıma sadece bir arkadaşımla yaptığımız tartışma geliyor. Başka da net
hatırladığım bir şey yok ama elbette kırgınlıklarım vardır. Aklıma gelirse yazayım.
Mutluluk: Bilmem, ufak şeylerden çok mutlu olurum. O zaman da öyle ufak şeylerden mutlu
olmuşumdur ama herhalde en çok bana hediye gelen Barbieler beni mutlu etmiştir. Daha önce
de söylediğim gibi ben tam bir Barbie delisiydim :)

*İlk nerede denize girdiğini hatırlıyor musun ?

Bütün çocukluğumun tatilleri Alanya’da geçti. Fakat şimdi şanssız olduğumu görüyorum.
Ereğli’ye en yakın yer olduğu için Akdeniz mecburen tercih ediliyordu ama Alanya birden
derinleşen denizi sebebiyle yüzmeyi bana çok geç öğretti. Yüzmeyi ilk Marmara adasında
öğrenmiştim:)

*İlk lunaparka nerede ne zaman ve kiminle gittin ?

İlk Lunapark’ a Ereğli’de gitmiştim. Maksimum 10 yaşında olmalıyım. Annem, babam ve
kardeşimle gitmiştik. Balerine binmiş, çok korkmuştum. Ondan sonra balerine üniversite
yıllarımda binebildim.

*İlk harçlığınla ne almıştın, hatırlıyor  musun?

Hiç hatırlamıyorum ama oyuncak almış olmalıyım.

*En sevdiğin oyuncağın neydi anlatır mısın ?

Barbie :) Her türlü her renk Barbie’m olmuştur. Sadece Barbie değil, yemek takımı bile vardı.
Arkadaşlarım kendi Barbie’lerini getirirdi, onlarla evcilik oynardık. Ken’i olan arkadaş her
zaman en kıymetli olandı :)

*Çok isteyip alamadığın oyuncak var mı ? Varsa neydi ?

Bunu çok net hatırlarım: Bir Barbie evi çünkü o zamanlar çok pahalı bir şeydi.

*Küçükken büyüyünce ne olacaksın dediklerinde ne cevap verirdin ?

Klasik cevap: doktor. Hiç yaratıcı değilmişim.

*Sen çocukken anneannem nasıl bir anneydi ?

Aslında çok ilgiliydi ama anneanne olarak seninle ilgilendiği kadar değildi tabi. Çünkü pek
çok sorumluluğu vardı. En başında 2 çocuk büyütüyordu ama genel anlamda ilgili ve şefkatli
olduğunu söyleyebilirim. Çok tartışsak da aramız genelde çok iyiydi. Arkadaş gibiydik.

*Dedemle ilgili hatırladığın en güzel çocukluk anın neydi ?

Bana güzel yazı yazmasını babam öğretti. Onun yazısı çok güzeldi ve onun gibi yazı yazmak
için bir müddet çalıştırdı beni. Onunki kadar düzgün olmasa da güzel bir yazımın olmasını
ona borçluyum. Bunun dışında klasik olacak ama beni omzunda çok gezdirdiğini bilirim.

*Son olarak benim ileride mesleğimin ne olmasını, nasıl bir insan olmamı hayal    
ediyorsun ?

Belki çok yadırganacağım ama gerçekten senin İngilizce öğretmeni olmanı çok istiyorum.
Tabii ki de sen seçeceksin mesleğini ama eğer ilgi duyarsan nasıl mutlu olurum, bak şimdi
bile heyecanlandım. Sana maksimum faydam dokunur ve ileride anne olunca belki seni
yönlendirdiğim için teşekkür edersin.




















5 Ağustos 2013 Pazartesi

Şişte Kırmızı Biberli Hellim Tava


Çok kolay, çok lezzetli bir o kadar da şık bir ara sıcak yaptım geçenlerde ve sizinle paylaşmak istedim.

İşte tarifi;

İstediğimiz miktarda hellim ve kırmızı biberi alıp aşağıdaki gibi doğruyoruz;


 
Daha sonra bir küp şeklinde kesilmiş hellimi ardından da kırmızı biberi sırasıyla şişlere geçiriyoruz.
 

Hellim ve biberlerimizi resimdeki gibi şişe geçirdikten sonra çok az sıvı yağ ile kızdırılmış tavaya koyuyoruz.



Afiyet olsun...

 

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Hem eğitici hem eğlenceli

Sevgili anneler biraz geç keşfedilmiş fakat çok güzel bir oyuncakla tanıştık :) Hem motor becerilerini geliştiriyor hem de uzun zaman oyalanabiliyor. Bence 15. aydan itibaren yapılabilir. Mutlaka deneyin. Önüne koyun cezveleri ve cezve askını saatlerce taksın çıkarsın :)



1 Ağustos 2013 Perşembe

18. ay krizi

Uzun zamandır yaşadıklarımı yazmak istiyorum fakat biraz daha beklemeliyim sonucu görmeliyim diye yazmadım. Çünkü tam olarak sebep sonuç ilişkisini çözemedim :)

Biz neler yaşadık?

Derin 6. ayından itibaren kendi kendine, kendi yatağında uyuyan,  çok sakin olmayan fakat şımarık denmeyecek bir çocuktu. Ta ki 18. aya kadar. Bir anda öfke krizlerimiz başladı. Ardından da gece uyanmaları ve gece krizleri... Not olarak eklemek istiyorum aynı dönemde tüm azı ve köpek dişlerimizin de patlama sürecini yaşadık. Yani tam olarak bir kabustu. Sürekli ağlayan, mutsuz, gece uyumayan bir çocukla tam 4 ay geçirdik. Gündüz krizlerimiz ufacık bir şeyden sebep çıkıyordu ve çığ gibi büyüyordu.  Gece krizlerimiz ise ağlayarak uyanma ile başlıyor ve hiç bir türlü sakinleşmiyordu. Abartmıyorum 2 saat boyunca ağlayıp kucağımızda yorgunluktan bayıldığı zamanlar oldu. Bir de anne düşkünlüğü had safhadaydı. Sürekli benimle olmak istiyor, en sevdiklerine bile gitmiyordu. Eşim ve ben kendimizi öyle çaresiz hissediyorduk ki sanki dünyanın sonu gelmiş gibi olan biteni izliyorduk. Bir de acaba diş mi, gece terörü mü, büyüme atağı mı, rüya mı görüyor ???? gibi bir ton soruya cevap arıyorduk. Bu durum bizim de sinirlerimizi yıprattığı için çocuğa öfkeli davranmaya başlamıştım. Bu gerçekten annelerin en büyük imtihanı bence. Aslında bir çoğumuz yaşıyor fakat dışarıya itiraf edemiyoruz. Gerçekten yeterrrrrrrrrr, bıktımmmmmm, susssss diye bağırmaya başlamıştım bende. Fakat bu bağırmalarım işe yaradı mı? Tabi ki hayır. Bunun bir işe yaramayacağını zaten biliyorum fakat o an çileden çıkmış durumdasın, yapacak bir şey yok :) Sonrasında çektiğin vicdan azabı da cabası. Peki sonra ne oldu? Derin 22 aylık oldu daha net konuşmaya ve kendini ifade etmeye başladı. İstediği zamanlar bizimle yatmasına izin vermeye, uykusu yoksa uykusu gelene kadar beklemeye başladık. Yani katı kurallarımızı biraz yumuşattık. Şu son 15 gündür eskisine göre bambaşka bir çocuk var karşımda. Ve şunu anladım hepsi gelip geçici, sanki hayatın boyunca yaşamışsın ve yaşayacakmışsın gibi geliyor ama öyle değil. Ve biliyorum ki yine kötü dönemlerimiz olacak. Çocuk büyütmek kolay değil. Ama en azından hepsi birer tecrübe oldu. Bir sonraki krizimizi daha rahat atlatacağız. Umutsuzluğa kapılmamak gerek. Anne olduktan sonra öğrendiğim en güzel kelime 'olabildiğince' oldu. Yani aslalarım olabildiğinceye döndü. Olabildiğince sakin kalmak en iyisi:) Bir de çocuklarımıza kızıyoruz diye kendimizi suçlamamak. Tanıdığım en sakin insanlar bile çocuklarına öfkelenebiliyor. Hepimiz insanız...